Geçmiş, insanın peşinden gelmez aslında.
İnsan, onu içinde taşır.
Bazı anlar vardır,
üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin...
Bir köşede aynı netlikle durur. Ne silinir, ne de tamamen kaybolur.
Ama insan öğrenir.
Her şeyi yanında taşımamayı,
bazı yükleri olduğu yerde bırakmayı...
Çünkü her hatıra, taşınacak kadar hafif değildir.
İnsan geçmişi unutmaz...
Sadece artık onunla yürümemeyi öğrenir.
Zor olan unutmak değil zaten.
Zor olan, hatırlarken eskisi gibi hissetmemek.
Bazı insanlar, bazı anlar...
Olduğu yerde kalır.
Sen devam edersin.
Arkanda bıraktığın şeyler vardır,
seni yoran, eksilten, susturan...
Ama bir süre sonra fark edersin ki,
onları taşımadığın her gün biraz daha hafiflersin.
Peki insan gerçekten başlar mı yeniden?
Yoksa sadece kaldığı yerden devam mı eder?
Belki ikisi de değil.
Belki insan...
Başka bir yerden kendini kurar.
Daha az konuşarak,
daha çok anlayarak.
Ve evet, bazı şeyler hâlâ içindedir.
Ama artık yönünü belirlemez.
Bazı izler kalır...
Ama yolunu onlar çizmez.
Şimdilerde sessizlik daha tanıdık.
Kalabalıklar eskisi kadar çekici değil.
İnsan, kendine daha çok yer açıyor.
Ve çoğu gece...
Sadece gitarın teline vuruyorum.
Bir melodiye bırakıyorum aklımdan geçenleri.
Çünkü bazı şeyler hâlâ kelime bulmaz.
Ama bir şeyi biliyorum.
Gece ne kadar uzarsa uzasın...
Sabah bir yerde hazırlanıyordur.
Ve güneş, her seferinde yolunu bulur.
— Jesse Castillo