Neyin telafisi var ki bu hayatta?
Kaç şey gerçekten geri döner, kaç şey sadece sustuğuyla kalır?
Bir cam kırılır mesela.
Toplarsın, yenisini alırsın. Eksik tamamlanır, iz silinir. İnsan buna bakıp rahatlar. Kırılanın telafisi var sanır.
Ama insan, cam değildir.
Acının bir insanı nasıl değiştirdiğinin kanıtıyım.
Kalp kırıldığında ortada bir parça göremezsin.
Ama bir şey eksilir. Aynı cümleye verilen tepki değişir, aynı bakış artık aynı anlamı taşımaz. İnsan bunu anlatamaz çoğu zaman...Sadece fark eder.
Ve fark ettiği andan itibaren, eskisi gibi davranamaz.
İnsan, insanı ancak sevdiği kadar anlar.
Sevdiği kadar telaşını görür
ve hüznünü de o kadar önemser.
Bu yüzden bazı şeyler gözden kaçar.
Söylenmeyenler, duyulmayanlar, fark edilmemiş küçük kırılmalar birikir. Kimse o an anlamaz ama bir gün, her şeyin tonu değişir.
İnsan değiştiğini,
başkaları fark ettiğinde anlar aslında.
Bir mesafe oluşur.
Adı konmaz, açıklanmaz ama vardır.
Öfke çok konuşur,
ama kırgınlık sessiz kalmayı seçer.
Ve o sessizlik, en çok şeyi anlatandır.
Telafi dediğimiz şey belki de yanlış anlaşılıyor.
Her şeyi eski haline döndürmek değildir bu. Çünkü bazı şeyler geri dönmez. Ama bu, her şeyin bittiği anlamına da gelmez.
İnsan, öğrendiğiyle devam eder.
Ama bu, olanı kabullendiği anlamına gelmez.
Bazı şeyler insanın içinde olduğu gibi durur. Ne geçer, ne de tamamen susar.
İnsan alışır derler.
Doğru ama alışmak, razı gelmek değildir.
Ve belki de insanı ayakta tutan şey tam olarak budur.
İçinde hâlâ itiraz eden bir yerin kalması.
-Jesse Castillo