Selam LifeInvader,
Geçen gün Legion Meydanı'nda yürürken başıma bir şey geldi. Hani şu kaldırımda durduk yere ayağınızın takıldığı ve düşmemek için o garip, küçük sıçrayışı yaptığınız anlar vardır ya? İşte tam olarak onu yaşadım. Üzerimde en sevdiğim kolej kazağım vardı, elimde kahvem... Bir anlığına kendimi dünyanın en sakar insanı gibi hissettim.
O anki ilk düşüncem şuydu: "Harika, Melanie. Kesinlikle oradaki herkes; bankta oturan takım elbiseli adam, yanından geçen spor arabadaki kız, hatta belki karşıdaki sosisli satıcısı bile senin bu rezil anını gördü."
Yüzümün kızardığını hissettim ve kalan yolu sanki bir podyumdaymışım ama topuğum kırılmış gibi yürümeye çalıştım.
Ama sonra durdum ve Greengrass'taki o tozlu amfilerde geçirdiğim dört yılı düşündüm. Profesörlerimin sürekli bahsettiği o kavram aklıma geldi: Sahne Işığı Etkisi.
Psikolojide bu, aslında olduğumuzdan çok daha fazla fark edildiğimizi zannetme eğilimimize verilen isim. Kendi hayatımızın başrol oyuncusu olduğumuz için, dünyadaki herkesin de bizim filmimizin sadık izleyicileri olduğunu varsayıyoruz. Sanki sürekli üzerimizde görünmez bir spot ışığı var ve en ufak hatamızı (veya harika saç günümüzü) aydınlatıyor.
Los Santos gibi bir şehirde bu etki on katına çıkıyor. Burası imajın her şey olduğu bir yer. Herkes kimin ne giydiğine, kiminle takıldığına bakıyor gibi görünüyor. Ama gerçek şu ki; ben o kaldırımda tökezlediğimde, yanımdaki adam muhtemelen o günkü banka soygunu haberlerini düşünüyor, arabadaki kız kendi makyajını dikiz aynasından kontrol ediyor ve sosisli satıcısı... eh, o da sadece sosis satmaya çalışıyordu.
Kimse benim o anlık sakarlığımla ilgilenmiyordu çünkü herkes kendi hayatının merkezinde, kendi spot ışığının altında meşguldü.
Bu aslında biraz özgürleştirici değil mi?
Eğer o yeni saç modelini denemekten korkuyorsanız (benim geçen gece saat 3'te mutfak makasıyla kâkül kesme krizim gibi...), ya da o kulübe giderken "acaba çok mu abartılı giyindim" diye endişeleniyorsanız, size psikoloji diplomamın verdiği yetkiye dayanarak şunu söyleyebilirim:
Rahat olun. Kimse sizi sizin kendinizi incelediğiniz kadar incelemiyor.
Los Santos yeterince stresli bir yer. Bir de başkalarının hayali yargılarını üzerinize yük etmeyin. O kahveyi dökün, o garip dansı yapın, o riskli kıyafeti giyin. Çünkü günün sonunda, herkes sadece kendi senaryosunu okumakla meşgul.
Sevgiler (ve daha az rezil olma dileğiyle), Mel.