Bazen her şey sessizleşir.
Şehir uyur, sokaklar boşalır...
Ve insan, ilk defa kendi sesini net duyar.
O anlarda akla bazı sorular gelir.
İnsan gerçekten yeniden hissedebilir mi?
Yoksa sadece eskisinin gölgesiyle mi devam eder?
Bir kalp, kırıldığı yeri hatırlamadan tekrar atabilir mi?
Cevaplar hemen gelmez.
Ama bazı şeyler değişir.
Sabahın ilk ışığı gibi...
Yavaş, fark edilmeden.
Bir gün uyanırsın ve eskisi kadar ağır gelmez her şey. Aynı sokaktan geçersin ama içindeki ses biraz daha sakin olur.
Bu bir mucize değildir.
Sadece zamanın yaptığı iştir.
İyileşmek, bir anda iyi olmak değil...
Bir gün eskisi kadar kötü hissetmemektir.
İnsan bazen fark etmez bile.
Daha az düşünür, daha az geri döner geçmişe.
Ve en önemlisi,
kendine biraz daha nazik davranır.
Peki umut ne demek?
Her şeyin düzeleceğine inanmak mı,
yoksa düzelmese bile devam edebileceğini bilmek mi?
Belki de umut cevap değil,
sadece bir ihtimaldir.
Bir gün,
hiç planlamadığın bir anda...
Her şeyin biraz daha anlamlı geleceği ihtimali.
Şimdilik fazla bir şey yapmaya gerek yok.
Bazen sadece oturmak,
gökyüzüne bakmak
ve bir şeylerin yavaş yavaş yerine oturduğunu hissetmek yeterlidir.
Ve bazı geceler,
gitarın teline vurduğunda çıkan o ses
sana hâlâ hissettiğini hatırlatır.
Bazı insanlar gelir,
kalmak için değil.
Bir şey göstermek için.
Belki sabrı,
belki sınır koymayı,
belki de kendini ne kadar ihmal ettiğini.
Her karşılaşma bir hikâye bırakmaz,
bazıları sadece ders verir.
Ve insan, fark etmeden değişir.
Aynı şeylere aynı tepkileri vermez artık.
Aynı hataların içinde kalmaz.
Daha net görür, daha az tahmin eder.
İnsan, yaşadıklarıyla eksilmez.
Eğer bakmayı öğrenirse,
çoğu zaman kendine bir şey ekler.
-Jesse Castillo