Bir Vago’nun kızından sözler.

“Ben daha küçücük bir bebekken babam beni motosikletinin arkasına alır, mahallede dolaştırır ve Victorville’deki en sevdiğimiz yerde dondurma almaya götürürdü. Babamın motosikletinin arkasında olmak... (bu arada motosiklette arka koltuk bile yoktu, ben sürekli çamurluğun üstünde oturuyordum) zamanla bir gün ona soru sormama sebep oldu. Okuldan beni motosikletiyle almaya geldiğinde, üstünde renklerini taşıdığı yeleği vardı ve ben ona hep giydiği o ceketi sordum. Eski püsküydü, yağ lekeleri içindeydi ve açıkçası korkunç kokuyordu. Ona, ‘Baba neden şu ceketi değiştirmiyorsun da başka bir şey almıyorsun?’ diye sordum. Bana dedi ki, ‘Tatlım, dünyadaki herkes şu ceketten bir sebepten dolayı hoşlanmıyor olabilir. Ama ben kimse için değişmem, bütün dünya için bile. Neyeye inanıyorsan onun arkasında dur, neyi seviyorsan onu sev. Bu hayatta ne yapmak istiyorsan onu yap güzelim.’ Ben de ‘Tamam baba ama bari yıkasana şunu!’ dedim. Gülümsedi ve ‘Hayır’ dedi. Eskiden anlamazdım ama şimdi anlıyorum. O, olduğu kişiydi ve bana da aynı şekilde yaşamayı öğretti. Kulübün içinde büyüdüm ve size şunu söylemek isterim ki onlar tanıyabileceğiniz en iyi insanlardan bazılarıdır. Bir insanın ayakkabılarıyla yürümemişseniz ya da onu gerçekten içten dışa tanımıyorsanız kimseyi yargılamayın. Babamı özlüyorum. O, full patch bir üye olarak hayatını kaybetti ve biliyorum ki benim dışımda kulüp onun hayatında başına gelen en iyi şeydi. Savaştan döndükten sonra ona bir yuva verdi. Sonra da beni oldu. Kulüp olmasaydı belki ben bile hiç var olmayacaktım.”

image